Tiroit kanseri, boynun ön bölümünde bulunan tiroit bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucunda gelişen hastalıkların genel adıdır. Tiroit kanserlerinin farklı türleri vardır ve hastalığın seyri ile tedavisi bu türe göre değişebilir.
En sık görülen tür papiller tiroit kanseridir. Papiller ve foliküler tiroit kanserleri “diferansiye tiroit kanserleri” olarak adlandırılır ve çoğu hastada tedavi sonuçları oldukça iyidir. Medüller tiroit kanseri farklı hücrelerden gelişir ve bazı hastalarda kalıtsal özellik gösterebilir. Anaplastik tiroit kanseri ise nadir fakat daha hızlı ilerleyen bir hastalıktır.
Tiroit kanseri gelişen birçok hastada belirlenebilir bir neden bulunmaz. Bilinen risk faktörlerinden bazıları şunlardır:
Rutin görüntüleme incelemelerinde kullanılan düşük doz radyasyon, yüksek doz tedavi amaçlı radyasyonla aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Tiroit kanseri erken dönemde herhangi bir belirti vermeyebilir. Hastalık, başka bir nedenle yapılan muayene veya ultrasonografi sırasında saptanan bir tiroit nodülünün incelenmesi sonucunda ortaya çıkabilir.
Görülebilecek belirtiler şunlardır:
Bu belirtilerin bulunması mutlaka kanser anlamına gelmez. Bununla birlikte hızla büyüyen boyun kitlesi, kalıcı ses kısıklığı veya nefes alma güçlüğü varsa gecikmeden hekime başvurulmalıdır.
Değerlendirme; hastanın öyküsü, boyun muayenesi ve tiroit ultrasonografisiyle başlar. Ultrasonografide kuşkulu özellikler taşıyan nodüllerden ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılabilir.
Kan testleri tiroit bezinin çalışma durumunu gösterir; ancak tiroit hormonlarının normal olması kanser bulunmadığı anlamına gelmez. Bazı hastalarda moleküler veya genetik incelemeler gerekebilir. Kesin tanı ve kanserin alt türü kimi zaman ameliyatla çıkarılan dokunun patolojik incelemesi sonucunda belirlenir.
Her tiroit nodülü kanser değildir. Tetkik ve biyopsi gereksinimi nodülün ultrasonografik özelliklerine, büyüklüğüne ve hastanın risk faktörlerine göre belirlenir.
Tedavi; kanserin türüne, tümörün büyüklüğüne, tiroit dışına veya lenf düğümlerine yayılıp yayılmadığına, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve kişisel tercihlerine göre planlanır.
Çok küçük ve düşük riskli bazı papiller tiroit kanserlerinde hemen ameliyat yerine düzenli ultrasonografi ve hekim kontrolleriyle aktif izlem düşünülebilir. Bu yaklaşım her hasta için uygun değildir ve deneyimli merkezlerde planlanmalıdır.
Çoğu lokalize tiroit kanserinde temel tedavi cerrahidir. Ameliyat sırasında yalnızca kanserin bulunduğu tiroit lobu çıkarılabilir veya tiroit bezinin tamamı alınabilir.
Lobektomi ile total tiroidektomi arasındaki karar; kanserin türü, büyüklüğü, tek veya birden fazla odakta bulunması, tiroit dışına yayılımı, lenf düğümlerinin durumu ve ameliyat sonrası ek tedavi gereksinimi dikkate alınarak verilir. Düşük riskli ve tiroidin tek tarafıyla sınırlı birçok kanserde lobektomi yeterli olabilir. Bu nedenle tiroit bezinin tamamının çıkarılması her hasta için zorunlu veya daha güvenli değildir.
Kanserin lenf düğümlerine yayıldığı saptanırsa gerekli durumlarda ilgili lenf düğümleri de çıkarılabilir.
Radyoaktif iyot tedavisi, ameliyat sonrasında seçilmiş papiller veya foliküler tiroit kanseri hastalarında uygulanabilir. Her hastanın bu tedaviyi alması gerekmez. Karar; patoloji sonucu, hastalığın yaygınlığı, nüks riski, ameliyat sonrası kan testleri ve görüntüleme bulgularına göre verilir.
Radyoaktif iyot medüller tiroit kanserinde etkili değildir. Gebelikte ve emzirme döneminde uygulanmaz.
Tiroit bezinin tamamı çıkarılan hastaların ömür boyu tiroit hormonu kullanması gerekir. Lobektomi sonrasında ise bazı hastalarda ilaç gerekmeyebilir. Diferansiye tiroit kanserlerinde ilaç dozu, hastanın risk durumuna göre TSH düzeyini belirli bir aralıkta tutacak şekilde düzenlenebilir.
İleri, tekrarlayan veya ameliyatla tamamen çıkarılamayan hastalıklarda dışarıdan radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar veya diğer sistemik tedaviler gündeme gelebilir. Bu tedaviler kanserin türüne ve tümörün moleküler özelliklerine göre multidisipliner bir ekip tarafından planlanır.
Tiroit ameliyatından sonra görülebilecek başlıca sorunlar şunlardır:
Bu komplikasyonların görülme olasılığı ameliyatın kapsamına, hastalığın özelliklerine ve cerrahın deneyimine göre değişir. Deneyimli bir tiroit cerrahı tarafından yapılan ameliyat riski azaltabilir, ancak tamamen ortadan kaldırmaz.
Takip programı hastalığın türüne ve nüks riskine göre kişiye özel hazırlanır. Kontrollerde boyun ultrasonografisi ve kan testleri kullanılabilir. Diferansiye tiroit kanserlerinde tiroglobulin ve tiroglobulin antikorları; medüller tiroit kanserinde ise kalsitonin ve CEA gibi belirteçler takipte kullanılabilir. İleri görüntüleme veya tüm vücut taraması yalnızca gerekli görülen hastalarda yapılır.
Tiroit kanserinin tedavisi; tiroit cerrahisi konusunda deneyimli cerrah, endokrinoloji, nükleer tıp, patoloji, radyoloji ve gerektiğinde onkoloji uzmanlarının birlikte değerlendirmesiyle planlanmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; muayene, tanı veya kişiye özel tedavi önerisinin yerini tutmaz.
Sorunuz mu var?
Kısa bir not bırakın, e-posta ile dönüş yapalım.
Soru sor