Kronik böbrek hastalığı (KBH), böbreklerin yapısında veya işlevlerinde ortaya çıkan ve en az üç ay devam eden bozuklukları tanımlayan genel bir hastalık grubudur. Halk arasında kullanılan “kronik böbrek yetmezliği” ifadesi ise çoğunlukla hastalığın ileri evrelerini anlatmak için kullanılmaktadır.
Böbrekler kanı süzerek metabolik atıkların ve fazla sıvının idrarla vücuttan uzaklaştırılmasını sağlar. Ayrıca su ve elektrolit dengesinin, asit-baz dengesinin ve kan basıncının düzenlenmesinde görev alır; kırmızı kan hücresi üretimi ve kemik sağlığı açısından önemli hormonların çalışmasına katkıda bulunur.
Kronik böbrek hastalığı genellikle aylar veya yıllar içinde gelişir. Ancak hastalık her kişide aynı hızla ilerlemez ve her hasta böbrek yetmezliği aşamasına ulaşmaz. Erken tanı, düzenli takip ve uygun tedaviyle böbrek işlevlerindeki kayıp yavaşlatılabilir ve hastalığa bağlı komplikasyonların riski azaltılabilir.
Akut böbrek hasarı, böbrek işlevlerinin saatler veya günler içinde ani biçimde bozulmasıdır. Kronik böbrek hastalığında ise böbrekle ilgili bozukluk en az üç ay süreyle devam eder.
Bu iki durumun nedenleri, seyri ve tedavileri farklıdır. Tek bir yüksek kreatinin veya düşük eGFR sonucu, tek başına kronik böbrek hastalığı tanısı koydurmaz. Sonuçların hastanın önceki tetkikleri, idrar bulguları ve klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Erişkinlerde kronik böbrek hastalığının en sık nedenleri diyabet ve yüksek tansiyondur. Diğer nedenler arasında şunlar bulunabilir:
İlaçlar, ağrı kesiciler, vitaminler veya bitkisel ürünler hekim önerisi olmadan kullanılmamalı; reçeteli ilaçlar da hekime danışılmadan kesilmemelidir.
Kronik böbrek hastalığı erken evrelerde çoğu zaman belirti vermeyebilir. Hastalık ilerledikçe kişiden kişiye değişmekle birlikte yorgunluk, iştahsızlık, bulantı, kaşıntı, el ve ayaklarda şişlik, nefes darlığı veya idrar alışkanlıklarında değişiklik görülebilir.
Bu belirtiler yalnızca böbrek hastalığına özgü değildir. Kesin değerlendirme için hekim muayenesi ve uygun tetkikler gerekir.
Değerlendirmede genellikle:
kullanılır.
Kronik böbrek hastalığının varlığını göstermek için bozukluğun en az üç aydır devam ettiğinin belirlenmesi gerekir. Hastalık; nedeni, eGFR kategorisi ve idrardaki albümin düzeyine göre sınıflandırılır. Bu sınıflandırma hastalığın ilerleme ve kalp-damar komplikasyonları açısından taşıdığı riskin değerlendirilmesine yardımcı olur.
Tedavi hastalığın nedenine, evresine, idrardaki protein miktarına, eşlik eden hastalıklara ve kişinin genel durumuna göre planlanır. Amaç böbrek işlevlerindeki kaybı yavaşlatmak, kalp-damar riskini azaltmak ve hastalığa bağlı komplikasyonları önlemek veya tedavi etmektir.
Tedavi planı aşağıdakileri içerebilir:
Beslenme önerileri her hasta için aynı değildir. İnternetten edinilen genel diyetlerin yerine nefroloji ekibi ve gerektiğinde böbrek hastalıkları konusunda deneyimli bir diyetisyen tarafından hazırlanan kişisel program izlenmelidir.
İleri evrede böbrek işlevleri kişinin ihtiyaçlarını karşılayamayacak düzeye geldiğinde diyaliz, böbrek nakli veya kapsamlı konservatif bakım seçenekleri değerlendirilir. Diyalize başlama kararı yalnızca bir laboratuvar değerine göre değil; belirtiler, muayene ve laboratuvar bulguları, yaşam kalitesi, eşlik eden hastalıklar ve hastanın tercihleri birlikte değerlendirilerek verilir.
Hemodiyalizde kan, vücut dışındaki bir filtre aracılığıyla atık maddelerden ve fazla sıvıdan arındırılır. Tedavinin sıklığı ve uygulama şekli hastanın klinik durumuna göre planlanır.
Periton diyalizinde karın boşluğunu çevreleyen periton zarı doğal bir filtre olarak kullanılır. Uygun hastalarda tedavi evde uygulanabilir. Hangi diyaliz yönteminin daha uygun olduğuna hasta ve sağlık ekibi birlikte karar verir.
Böbrek nakli, canlı veya vefat etmiş bir vericiden alınan sağlıklı böbreğin alıcıya yerleştirilmesidir. Hastanın kendi böbrekleri özel bir tıbbi neden bulunmadıkça genellikle çıkarılmaz.
Nakledilen böbrek yeterli işlev gösterdiğinde çoğu hastada diyalize ihtiyaç kalmaz. Bununla birlikte nakil sonrasında düzenli takip yapılması ve organ reddini önleyen bağışıklık baskılayıcı ilaçların hekim önerisine uygun biçimde kullanılması gerekir.
Diyaliz veya nakil istemeyen ya da bu tedaviler için uygun olmayan bazı hastalarda; belirtilerin kontrolünü, yaşam kalitesini ve hasta tercihlerini merkeze alan kapsamlı konservatif bakım planlanabilir. Bu yaklaşım tedavisizlik anlamına gelmez ve multidisipliner bir sağlık ekibi tarafından yürütülmelidir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı veya kişiye özel tedavi önerisi yerine geçmez. Böbrek hastalığı şüphesi bulunan kişilerin aile hekimi, iç hastalıkları veya nefroloji uzmanına başvurması gerekir.
Sorunuz mu var?
Kısa bir not bırakın, e-posta ile dönüş yapalım.
Soru sor