Mide kanseri, mide hücrelerinin kontrolsüz çoğalması sonucunda gelişen kötü huylu hastalıkların genel adıdır. Mide kanserlerinin büyük çoğunluğu midenin iç yüzünü döşeyen mukoza tabakasındaki bez hücrelerinden gelişen adenokarsinomlardır.
Midede lenfoma, gastrointestinal stromal tümör ve nöroendokrin tümör gibi başka kötü huylu hastalıklar da görülebilir. Bu hastalıkların tedavileri adenokarsinomdan farklıdır. Bu nedenle “mide tümörü” ile “mide kanseri” ifadeleri her zaman aynı anlamda kullanılmamalıdır.
Mide, karnın üst bölümünde bulunan kaslı ve içi boş bir organdır. Yutulan gıdaları geçici olarak depolar, mide salgıları ve kas hareketleriyle karıştırır ve oluşan içeriği kontrollü biçimde ince bağırsağın ilk bölümü olan duodenuma gönderir.
Mide kanserinin tek bir nedeni yoktur. Genetik özellikler, kronik iltihap, enfeksiyonlar, çevresel etkenler ve yaşam alışkanlıkları birlikte rol oynayabilir.
Başlıca risk faktörleri şunlardır:
Helicobacter pylori bir bakteridir. Bu bakteri mide mukozasında uzun süreli iltihap ve bazı kişilerde kanser öncesi değişiklikler oluşturabilir. Bununla birlikte H. pylori enfeksiyonu bulunan kişilerin büyük çoğunluğunda mide kanseri gelişmez.
Ailede genç yaşta mide kanseri, birden fazla mide kanseri vakası veya diffüz tip mide kanseri bulunması halinde genetik danışmanlık gerekebilir.
Erken mide kanseri herhangi bir belirti vermeyebilir. Belirtiler ortaya çıktığında çoğu zaman mide kanserine özgü değildir ve ülser, gastrit veya reflü gibi daha sık görülen hastalıklarda da bulunabilir.
Olası belirtiler şunlardır:
Bu belirtilerden birinin bulunması mutlaka mide kanseri anlamına gelmez. Ancak belirtilerin kalıcı, ilerleyici veya alarm bulgularıyla birlikte olması durumunda tıbbi değerlendirme gerekir.
Aşağıdaki durumlarda hekime başvuru geciktirilmemelidir:
Şiddetli kanlı kusma, bayılma, soğuk terleme veya siyah dışkıyla birlikte baş dönmesi acil değerlendirme gerektirir.
Kesin tanı, üst gastrointestinal sistem endoskopisi sırasında alınan biyopsinin patolojik incelemesiyle konulur.
Endoskopide yemek borusu, mide ve duodenumun başlangıç bölümü incelenir. Kuşkulu alanlardan yeterli sayıda doku örneği alınır. Patoloji incelemesinde:
değerlendirilir.
Biyopsi örneklerinde H. pylori enfeksiyonu da araştırılabilir. Kan testleriyle kansızlık, karaciğer ve böbrek fonksiyonları ile hastanın genel durumu değerlendirilir.
Evreleme, kanserin mide duvarındaki derinliğini, lenf düğümlerine ve uzak organlara yayılıp yayılmadığını belirlemek için yapılır. Tedavi planı evreleme sonuçlarına göre hazırlanır.
Başlıca evreleme yöntemleri şunlardır:
Göğüs, karın ve pelvisin kontrastlı bilgisayarlı tomografisi temel evreleme yöntemidir. Tümörün çevre dokularla ilişkisini, lenf düğümlerini ve uzak organ yayılımını değerlendirmeye yardımcı olur.
Özellikle erken veya lokal hastalıkta tümörün mide duvarına ne kadar ilerlediğini ve yakın lenf düğümlerini değerlendirmek için kullanılabilir.
Her hastada rutin olarak gerekli değildir. Tümörün türüne, yerleşimine ve diğer görüntüleme sonuçlarına göre seçilmiş durumlarda kullanılabilir.
Bilgisayarlı tomografide görülmeyen küçük karın zarı yayılımlarını saptamak amacıyla, ameliyat ve perioperatif kemoterapi adayı olan seçilmiş hastalarda laparoskopi yapılabilir. Bu sırada karın içinden sıvı alınarak kanser hücreleri açısından incelenebilir.
Tedavi; kanserin türüne, midedeki yerine, evresine, biyobelirteç özelliklerine ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir. Planlama multidisipliner bir tümör konseyinde yapılmalıdır.
Yalnızca mukoza veya yüzeyel tabakalarla sınırlı, lenf düğümüne yayılma riski düşük bazı erken kanserler endoskopik yöntemle çıkarılabilir.
Bu amaçla endoskopik submukozal diseksiyon veya endoskopik mukozal rezeksiyon uygulanabilir. Çıkarılan dokunun ayrıntılı patolojik incelemesi sonucunda işlemin yeterli olup olmadığı belirlenir. Endoskopik tedavi sonrasında düzenli endoskopi takibi gerekir.
Mideyle sınırlı veya bölgesel lenf düğümlerine yayılmış, ameliyatla tamamen çıkarılabilir kanserlerde temel tedavi cerrahidir.
Tümörün yerine göre:
Ameliyat sırasında yalnızca mide değil, tümörün yayılma olasılığı bulunan uygun bölgesel lenf düğümleri de çıkarılır. Bu işlem lenfadenektomi olarak adlandırılır.
Ameliyat açık, laparoskopik veya robotik yöntemle yapılabilir. Yöntem seçimi kanserin özelliklerine, hastanın durumuna ve cerrahi ekibin deneyimine göre belirlenir. Kapalı yöntem her hasta için uygun olmayabilir.
Lokal ileri fakat ameliyat edilebilir birçok mide kanserinde ameliyat öncesi ve sonrasında kemoterapi uygulanabilir. Bu yaklaşım, tümörü küçültmeyi ve gözle görülmeyen kanser hücrelerinin vücutta yeniden hastalık oluşturma riskini azaltmayı amaçlar.
Kemoterapinin zamanlaması ve ilaç kombinasyonu kanserin evresine, hastanın genel durumuna ve tedaviye verebileceği yanıta göre medikal onkoloji tarafından belirlenir.
Radyoterapi bütün mide kanseri hastalarında rutin olarak uygulanmaz. Ameliyat sınırlarında kanser bulunması, bazı lokal ileri hastalıklar veya ağrı ve kanama gibi şikâyetlerin kontrolü amacıyla, çoğunlukla kemoterapiyle birlikte veya seçilmiş durumlarda kullanılabilir.
Uzak organlara veya karın zarına yayılmış mide kanserinde temel tedavi sistemik ilaç tedavisidir. Tedavi seçimi için tümör dokusunda aşağıdaki biyobelirteçler araştırılmalıdır:
Bu sonuçlara göre kemoterapiye hedefe yönelik tedavi veya immünoterapi eklenebilir. Kullanılacak ilaçlar hastanın genel durumu, önceki tedavileri ve tümörün moleküler özelliklerine göre belirlenir.
İleri hastalıkta ameliyat çoğunlukla kanseri tamamen tedavi etmek amacıyla yapılmaz. Ancak kanama, tıkanıklık veya beslenme güçlüğü gibi sorunların kontrolü için cerrahi, endoskopik stent, radyoterapi veya başka destekleyici girişimler kullanılabilir.
Palyatif bakım yalnızca yaşamın son dönemine yönelik değildir; ağrı, bulantı, beslenme güçlüğü ve diğer belirtilerin kanser tedavisiyle birlikte kontrol edilmesini amaçlar.
Gastrektomi büyük bir ameliyattır. Olası erken dönem riskleri şunlardır:
Uzun dönemde ise:
görülebilir.
Ameliyat sonrasında hastalar genellikle küçük ve sık öğünlerle beslenir. Yeterli protein ve enerji alımının sağlanması için onkoloji konusunda deneyimli bir diyetisyen desteği yararlıdır.
Midenin tamamı çıkarılan hastalarda yaşam boyu B12 vitamini desteği gerekir. Diğer vitamin ve minerallerin düzeyi de düzenli kan testleriyle takip edilmelidir.
Kontrollerde:
değerlendirilir.
Takip sıklığı hastalığın evresine ve uygulanan tedaviye göre kişiye özel belirlenir.
Mide kanserinin tanı ve tedavisi; üst gastrointestinal sistem cerrahisi konusunda deneyimli cerrah, gastroenteroloji, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji ve klinik beslenme uzmanlarından oluşan multidisipliner bir ekip tarafından planlanmalıdır.
Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; muayene, tanı veya kişiye özel tedavi önerisinin yerini tutmaz.
Sorunuz mu var?
Kısa bir not bırakın, e-posta ile dönüş yapalım.
Soru sor